Salı, Temmuz 14, 2009 ·

Pencereden içeri süzülen serin bir rüzgarın yüzüne üflemesiyle başlayan bir sabahta diğer yanına baktığında sevdiğinin cemalini görmektir mutluluk.Bir süre seyre dalmaktır çocuksu uyuyuşunu...Uykunun masumiyeti değildir yüzündeki ifade, her zamanki halidir aslında.Sakin ve dingin.Her ne kadar bu sakinlik ve dinginlik arasında ısrarlı şımarıklığımla ortaya çıkardığım aslan kükreyişi yüreğimi hoplatsa da bilirim hakettiğimi ve söyleyecek sözüm olmaz yâre...Yâr anlar ve sükûnete geri döner.Ve hayat devam eder...
sırça
Yorum (yok) Yorum yaz!
Cumartesi, Şubat 9, 2008 ·

Sağır…perdeler sağır.kaygılar doruk…korkaklar var..konuşmayan sözlere inat konuşan gözler var.bütün konuşan gözler sussun artık.sıra sözlere gelsin.gelsin ki dertler dermana,sırlar kapıya yönelsin açsın kendini.herkes döksün yüreğini sözlere..kelimeler kâfi gelsin bu sefer…demesin kimse kifayetsiz kaldım diye..kalmasın kimse donup da olduğu yerde. .dizlerin bağı da çözülmesin..konuşsun herkes..bağıra bağıra..herkes sağırmış gibi…bilsin herkes bilinmeyeni,bilinmek istemeyeni ya da bilmek istemediklerini…susmak nereye kadar..saklanmak ya da..kaçırmak gözlerini diğerinden..varsa söylenecek bir söz..sussun bütün gözler,konuşsun artık diller..konuşsun da yüreklerin yükü azalsın biraz..yorulan bedenler değil yüreklerdir insanlık varolduğundan bu yana..nedir bu gönül çilesi..dememiş mi eskiler anadan geçilir yardan geçilmez diye..söylenmiş gelmiş türkülerde.. neden peki bu bekleyiş..neden vazgeçiş..beklemek unutturmaz..daha da yakar..yananların vebalini kim ödeyecek…onlar mı..yoksa gözleri konuşup dilleri susanlar da bunlar mı…birgün gelir anlar mı susup yakanlar, yananları?birgün gelir susuz toprakta gül yeşerir mi gözyaşlarıyla…anlayan kim..ya anlatan..???yoruldum susmaktan..
sırça
Yorum (1) Yorum yaz!
Salı, Ocak 29, 2008 ·

Türküler kadar saf ve duru bir sevdaya yelken açtı
Gülkız.Denizler geçti,okyanuslar aştı.Arkasına dönüp baktı,bir katre yol alamamış.Aza koydu dolmadı,doluya koydu almadı.Anlamadı ne olduğunu.Aşk ehline sormak istedi,aklı başında kalan olmamış.Daha önce soran da bir cevap alamamış.Az gitti uz gitti kırk nehir geçti,yedi dağ aştı.Bir bilgeye sordu.”Bekle” dedi bilge.Geriye bir yün çilesi iki örgü şişiyle geldi.”Ör” dedi,”Sorma neden diye,ör”dedi.Başladı Gülkız örmeye.O ördükçe bilge alt taraftan söktü.Gülkız ördü bilge söktü.Sormadı Gülkız,kızmadı da.”Vardır elbet bir bildiği”dedi devam etti.Yeterki sorusuna cevap alsındı.Zaman geçti.Örülen söküldü,sökülen örüldü.Sustular,hep sustular.Uzunca bir zaman sonra bilge sökmeyi bıraktı.Sormadı Gülkız devam etti örmeye.”İşte” dedi bilge “bu işin başı sabır sonu selamettir”.”Ancak sabredersen muradına erersin”.Aslında ortada ne soru kalmıştı ne cevap.Gülkız diye biri de yoktu bilge de.Kalan sadece yüreklerdi.Sabredip birgün mâşukuna kavuşmak için bekleyen yürekler.
sırça
Yorum (1) Yorum yaz!
Pazar, Eylül 23, 2007 ·

Mübarek Ramazanın tüm İslam alemine kardeşlik bağını hatırlatması dileğiyle…Rabb-i Teâla Hazretleri Gözlerimizi açsın kalplerimizi yumuşatsın…(âmin)
Yorum (yok) Yorum yaz!
Pazartesi, Eylül 10, 2007 ·

Tek yürek…
Sisli sevdalarla yoğruldu bu yürek.Kara kışların ardından temiz soluklu baharlar çıkarmasını bildi.Surda açılan gediğin arkasında her yandan gelebilecek rüzgarları sabırla karşıladı.
“Aşk derindir.Sığ kıyılarında dolaş” dediler.Ama kıyının aşk olmadığını söylemediler.”Ben” olarak daldım en derine.Yüzeye çıktığımda artık geriye ne ben kalmıştı ne de o.”Biz” dedik bu halimize.Topladık yüreklerimizi devam ettik yolumuza.İki beden tek yürek…Mevla görelim neyler,neylerse güzel eyler.
Yorum (yok) Yorum yaz!
Pazar, August 26, 2007 ·
Siyah Gözlerine Beni de Götür...
Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yagamiyorum
Yeni bir kosunun baslangicinda
Biraz deprem sonrasi
Biraz sehir hülyasi
Bir kalp yanginindan geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artik bu yerlere sigamiyorum.
Pembe uçurtmalar yolladigindan beri
Sarardi tiryaki menekseleri
Sonbaharin tozlu kafeslerinde
Sevgi turnalari yakaliyorum
Turnalar gidiyor; ben kaliyorum
Avareyim, asudeyim, yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garinda banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanliklari
Yitik düslerimi kovaliyorum
Gölgeler gidiyor; ben kaliyorum.
Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
Siyah gözlerine beni de götür
Baharin koynundan koparip sana
Ipek bir mendile sardigim yüregimle
Sehzade gülleri gönderiyorum
Umutlar kaliyor; ben gidiyorum.
Bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
Kaptanlari sorgulayan
Yanindan geçen küheylanlarin
Korku tufanina yakalandigi
Siyah gözlerine beni de götür
Günes ülkesinden gelen yigitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellat, ayriligin boynunu vursun.
Usul usul intizari çürüten
Bu hercai diken, bu çilgin arzu
Sürüklüyor imkansiz mustularin
Esigine gönül vadilerini
Bir agaçtan düsen yapraklar gibi
Düsüyorum tanyerine
Ya topla yarali kirlangiçlari
Ya da bu vefasiz sarkiyi bitir
Özgürlüge giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götür. .
Nurullah Genç
Yorum (yok) Yorum yaz!
Cumartesi, August 25, 2007 ·
Ey bahtımın koyu siyah rengini süsleyen sevgili Nedametin varsa benden yana gizleme kuytularında Cihanda mümkünse benden sana daha sevgili El verdim sineye çektim, bırak git beni hazanımla Reddediyorsan gitmeleri,kal ve savas benim için gayrısıyla…
sırça
Yorum (yok) Yorum yaz!
Cuma, August 3, 2007 ·
Duru suya taş atıp suyu bulandıranlar bilsinler ki o sudan kendileri de içemezler.Fakat zaman geçer su tekrar durulur.Suyu bulandıranlar unutmasınlar: o sudan içme hakkı olan başkalarının âhı onlara cezâ olarak yeter.Allah her şeyi işitendir,görendir,bilendir.Suya taş atanları da,başkalarının hakkını koruyup ayıbını örtenleri de…Ve’s-selâm…
Yorum (yok) Yorum yaz!
Çarşamba, Mayıs 16, 2007 ·

Sürünceme…
Bir şeyler var tahammül sınırımı zorlayan.Yüklü gecelerin sabahı doğurması bu kadar sancılı ise düşlerimin kelimelere yansıması aynı sanırım. Her günün akşamında bekleyişlerin son bulacağını umut ederek yürürken eve, nice ince hesaplar yapıp kılı kırk yararcasına beynimi çatlatıp belirsizliklere batıyorum bir kere daha. Sakin bir hayat yaşanıyor gibi görünüyor güneşin batmaya başlamasıyla uzayan gölgem. kolumda çantam, zihnimde hırs yapan insanların hırslarını yenememeleriyle dudaklarının kenarında oluşturdukları sinsice gülümseme… Kaşlarım çatık, ağlamakla ağlamamak arasındaki bir yüz ifadesiyle etrafımdan geçenleri bile görmeden yürüdüğüm yollara inat aşındırıyorum beynimin kıvrımlarını.
Hiç bu kadar gri hiç bu kadar başıboş hiç bu kadar eylemsiz olmamıştı hayat yaşadığım şehirde. Yalnızlığın mavisi hiç bu kadar solmamıştı güneşin sarısında. Halbuki akasyalar bile açıp kokusunu rüzgara teslim etmişti özlem duyanlar için. Ama geçip giden rüzgarı kovalıyorum ulaşamıyorum başdöndüren kokusuna.
Kaygısız sevdaların adamı olmalıydım ben. Gecelerin yalnızlığında boğulmadan önce sevdiklerime veda etmeli miyim yoksa kusar mı gece beni kalabalıklara. Dökülen bir bardak su geri konsa aynı su mudur yine?Yoksa kağıt havluyla silmek en iyisi midir?
Geceler yârim oldu,ağlamaksa kârım…
Yorum (yok) Yorum yaz!
Pazar, Kasım 26, 2006 ·
“Sevgilim” deme bana.”Sevdiğim” de.
Çünkü sevgiliyi terk etmek kolaydır .Fakat sevdiğini terk etmek yürek ister.
“Sevgilim” deme bana.”Sevdâm” de.
Çünkü sevgili tendedir.Fakat sevda yürekte,candadır.
“Seni seviyorum sevdiğim.”
“Hep yüreğimdesin sevdâm,hep canımda.”
Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki ::